“Brottrunk” un akciğer sağlığına faydaları nelerdir?

Solunum yolları, sindirim sisteminin fizyolojisi ve patolojisi yakından ilişkilidir. İki organ arasındaki bu benzerlik neden bir organdaki işlev bozukluğunun diğerinde hastalığa neden olabileceğinin altını çizebilir. Örneğin, sigara içmek KOAH ve IBD için önemli bir risk faktörüdür ve Crohn hastalığı gelişme riskini arttırır.

Probiyotikler

Probiyotikler, tüketildikleri taktirde, insana fayda sağlayan mikroorganizmalardır. Dünya genelinde bu mikroorganizmalar içerisinde öne çıkan ve üzerine en çok araştırma yapılan “Lactobacillus”un en önemli bakteri grubu olarak yaygın bir görüş hakimdir. “Lactobacillus” grubuna mensup “Lactobacillus Reuteri” de “Brottrunk” un özünü oluşturur. Bu sayede “Brottrunk” probiyotik özellik gösterir ve sağlığınız için önemlidir.

İnsan vücudunda 100 trilyondan fazla sayıda ve 1800’den fazla türde mikroorganizma yaşamaktadır. Sağlıklı bir insanda bu mikrobiyota, hayatta kalmanız da dâhil olmak üzere birçok farklı görevde size yardımcı olur. Bağırsaklarınızda bu mikrobiyotanın 2/3’si yaşamaktadır. Birbirinden farklı türde iyi ve ya kötü mikroorganizmalar sizin fizyolojik ve mental sağlığınızda önemli rol oynarlar. Probiyotiklerin önemi ise burada ortaya çıkmaktadır. Probiyotik sözcüğü her ne kadar modern hayatla hayatımıza dâhil olmuş gibi gözükse de, tarihi Eski Mısır’a kadar dayanır. Ancak ilk “probiyotik” terimi olarak modern terminoloji ve tanımıyla 1974 yılında Parker tarafından kazandırılmıştır.

Probiyotiklerin bağırsaklarınıza yerleşerek sizlere çok farklı konularda fayda sağladığı istatistiksel olarak kanıtlanmıştır.

Probiyotikler & Akciğer

Probiyotiklerin solunum sistemindeki bağışıklığı düzenleyebildiğine dair kanıtlar gün geçtikçe artmaktadır. Elbette probiyotikler akciğerlere direkt etkileri mümkün değildir. Ancak probiyotikler sayesinde bağışıklık sistemini içeren hücreler geliştikçe, akciğerlerinde bağışıklık sistemi güçlenmektedir.

Alerjik hastalıkların artması hızla küresel bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Bu ilk olarak, nüfusun %40’ından fazlasının bir aşamada etkilenebileceği daha gelişmiş olan Avustralya, Batı Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde belirgin olmakla birlikte, şimdi dünyanın hemen hemen tüm bölgelerinde daha belirgin hale gelmiştir. Endüstriyel gelişme ve batılılaşma nedenle uluslararası eğilimler, çevresel değişikliklerin genetik arka plandan bağımsız olarak bağışıklık fonksiyonunu etkileyebileceğine dair bir göstergeler sunmaktadır. Bununla birlikte, Kafkas olmayan ırkların alerjik hastalığa daha duyarlı olabileceğine dair son kanıtlar hızlı kentleşmeye uğrayan dünyanın en kalabalık bölgeleri için endişe verici sonuçlar doğurmaktadır.
Alerjik reaksiyonların üzerine probiyotik çalışmalar sonucunda; “Lactobacillus” grubu probiyotikler ile Astım, atopik egzema, besin alerjileri gibi allerjik inflamasyonla giden hastalıklarda solunum, deri ve intestinal mikrobiyota çeşitliliğinin ve baskın olan türlerin sağlıklılardan farklılık göstermesi, mikrobiyotanın bu hastalıkların gelişiminde rolü olduğunu düşündürmektedir. Probiyotik destekleri ile mikrobiyota iyi yönde düzenlenmesinin mümkün olabileceği görülmüş ve bu yaklaşımın allerjik hastalıkların önlenmesi ve tedavisi çalışmalara başlanmıştır.

Gelişmekte olan çalışmalar ayrıca, probiyotik içeren diyet takviyesinin, insanlar üzerinde düşük seviyede enfeksiyon ve mevsimsel hastalık ile ilgili olarak belirtilerin ve hastalık süresinin azaltılmasında geniş bir yararlı etki göstermektedir.

Sanayileşmiş ülkelerdeki antibiyotik kullanımı ve beslenme farklılıklarının, sindirim sistemideki mikrobiyotanın bozulmasına neden olduğunu, böylece mukozada normal mikrobiyota ve bağışıklık sistemi mekanizmalarının bozulmasına neden olduğunu, astım dahil alerjik hastalıkların görülme sıklığının artmasına neden olduğunu göstermektedir. Bu hipotez, immünolojik dengenin normalleşmesini ve hastalığın tedavisini normal hale getirmeyi amaçlayan probiyotiklerin uygulanmasına bir gerekçe sunar. “Lactobacilli” tüketimiyle bu durumun önüne geçilebileceği tespit edilmiştir.

Sigara kullanımında, bağışık sisteminde zararlılarla savaşan hücrelerin aktivitesi, sigara kullanmayanlara oranla çok daha düşüktür. “Lactobacillu” grubuna mensup bakterilerin bu aktiviteyi arttırdığı klinik çalışmalarda görülmüştür.

Bazı klinik çalışmalarda, bağırsak florasının probiyotiklerle tedavisi ile bazı alerjik hastalıklar önlenebileceği ve probiyotiklerin bazı alerjik hastalıkları hem önleyebileceği hem de tedavi edebileceği öne sürülmüştür. Lactobacillus reuteri uygulaması, hava yolu aşırı duyarlılığını, “BAL” sıvısındaki iltihap hücrelerinin sayısını ve akciğer dokusunun iltihabını azaltmıştır.
Probiyotiklerin oral yoldan verilmesinin yanı sıra, burun tıkanıklığının ardından probiyotik etkinliği gösterilmiştir. “Lactobacillus” uygulamasında, solunum yollarındaki bağışıklık sistemi hücrelerini düzenleyerek H1N1 influenza virüsü enfeksiyonundan koruyabileceğini bildirmiştir. Ek olarak, probiyotik kullanımı, sağlıklı ve hastanede yatan çocuklarda solunum yolu enfeksiyonlarında azalma ve soğuk algınlığı ile enfeksiyon süresinde azalma ile ilişkili bulunmuştur.

Makaleler